İstanbul'da Bedava Gezilir mi?

Öncelikle cevap evet. Her turistik şehir benzersiz olduğunu iddia eder, ancak İstanbul gerçekten eşsizdir. Ne de olsa dünyada iki kıtaya yayılan başka birşehir yok. İstanbul yedi tepeye yayılır ve boğaz tarafından ikiye bölünür. Bilinenin aksine İstanbul'da turistik bir gezi öyle çok da maliyetli değildir. Hatta mutlaka görülmesi gereken yerlerin çoğu bedavadır ya da çok ucuzdur. 

Tüm rehber kitapların başında yer alan İstanbul'da mutlaka yapılması gereken şeyler elbette var ama bu yazıda bunlardan ziyade daha az bilinen şehir sırlarını ve İstanbul'da yapılacak hem eğlenceli hem de bedava olan şeylerin bir listesini sizler için hazırladık. İstanbul'da gezilecek yerleri dahat detaylı görmek için İstanbul Gezi Rehberimizi inceleyebilir, İstanbul'a gitmek için biletinizi, İstanbul Uçak Bileti sayfamızdan alabilirsiniz. 
 

1-Farklı Mahalle ve Semtleri Görün

İstanbul genişleyen bir şehir ve bazen bunaltıcı görünebilir, ancak onu birçok küçük şehrin bir derlemesi olarak düşünün. Bu metropoldeki her mahallenin belirgin bir şekilde farklı bir havası var ve insanları farklı nedenlerle çekiyor. İstanbul'da bir öğleden sonrayı Beyoğlu'nun dar Arnavut kaldırımlı sokaklarında kaybolarak ya da Taksim'de vitrinlere bakarak ve insanları izleyerek geçirin. İşte İstanbul'daki o Mahallelerden bazıları :

Taksim: En az İstanbul kadar meşhur olan Taksim Meydanı her daim bir buluşma noktası ve turistik bir yer olmuştur. İstanbul'un “Zaman Meydanı” olarak da bilinen bu alışveriş bölgesi her zaman insanlarla dolu. Şehirdeki en iyi alışverişin yanı sıra çeşitli restoranlar, barlar ve gece kulüplerini burada bulabilirsiniz.

Cihangir: Burası hemen Taksim'in karşı tarafıdır ve bir zamanlar Beyoğlu semtindeki kiraları ödemeye gücü yetmeyen şair ve yazarların yerleştikleri, bu nedenle son derece bohem ve farklı bir atmosfere sahip bir semttir. 

Kadıköy: İster metrobüs isterseniz de boğazdan tekne ile geçebileceğiniz Kadıköy, İstanbul'un en entellektüel yerlerindendir. Popüler restoranlar ve mekanların sayısı oldukça fazladır ve burada bazen kendinizi bir Avrupa kentinde hissedebilirsiniz.

Sultanahmet: Burası, başlıca turistik mekanların çoğunun bulunduğu yerdir, yani tahmin edebileceğiniz gibi oldukça turistiktir. İstanbul'da kesinlikle ziyaret edilmesi gereken bir yer olsa da bölgede menüsünde fiyat yazmayan restoranlardan kaçının. 

Ortaköy: Hem yerel halk hem de ziyaretçiler arasında popüler olan bu mahalle, Boğaz'da ünlü Ortaköy Camisi ve Boğaz Köprüsü'nü aynı karede fotoğraflayabileceğiniz bir yerdir.

Fener & Balat : Canlı renklere boyanmış evleri ve sokaklarda oynayan çocukları ile oldukça epik Instagram fonları oluşturan bu renkli mahallede patika yoldan çıkın. Bu dolambaçlı sokaklarda bir arada barış içinde yaşayan Yahudi, Ortodoks ve Ermeni topluluklarının izlerini göreceksiniz.

 

2-İstiklal Caddesi'nde Gezin

İstiklal Caddesi, şehrin göbeğinde, İstanbul'un hem yerel hem de turizm merkezidir. Bu tek caddenin her gün yaklaşık 3 milyon kişi tarafından ziyaret edildiğine inanır mısınız? Neredeyse bir mil uzunluğundaki yaya geçidi, restoranlara, butiklere ve hatta gece kulüplerine ev sahipliği yapıyor. Ancak zincir restoranlar içeri sızmış olsa da burada hala eski bir İstanbul havası var.,

 

3-Boğaz'da Yürüyün

İstanbul'u bu kadar güzel ve vazgeçilmez kılan şey şüphesiz ki İstanbul Boğazı'dır. Boğaz'da tekne turları ücretli olsa da İstanbul Boğazı kıyıdan da muhteşemdir. İster Ortaköy sahilinde isterseniz Beşiktaş ya da Kadıköy'de mutlaka İstanbul Boğazı kenarında turlayın, varsa boş banklardan birine oturup sadece martıları seyredin.

 

4-Kız Kulesi'ni Karşıdan Seyredin

Kız Kulesi, Üsküdar semtindedir ve İstanbul'da turistik bir seyahatte mutlaka görülmesi gereken yerlerdendir. Bu simgesel yapıyı, Kadıköy ile aynı güne denk getirerek görebilirsiniz. Kız Kulesi'ne teknelerle giden insanları görecek olsanız da inanın asıl güzel olan, bedava olarak karşıdan sunduğu manzaradır. 

 

5-Galata Kulesi'ne Çıkın

İstanbul'un en mükemmel 360 derece panoramik manzarasını arıyorsanız, Galata Kulesi'nden daha iyi bir yer kesinlikle olamaz. İstanbul'un Galata semtinde inşa edilen bu orta çağdan kalma taş kule, 1348 yılında inşa edilmiş ve o dönemde şehrin en yüksek binası olarak durmuştur. Bugün yüksekliği, İstanbul manzarayı görmek için bir avantaj sağlıyor! 

 

6-Pier Loti'den İstanbul'u Seyredin

Haliç'in kıyısında, Eyüp Sultan Camii’nin hemen yanındaki tepelik alanda bulunan Pierre Loti Kahvesi ve Tepesi, İstanbul’da hem yerli ve hem de yabancı turistlerin en çok ziyaret ettikleri yerlerden birisi konumunda. Açık hava kafe alanında harika Haliç manzarasına nazır Türk Kahvesi veya çayınızı yudumlamak, bol bol fotoğraf çektirmek ve seyir terasındaki dürbün ile manzaranın keyfini daha yakından çıkarabilirsiniz. 

 

7-Ayasofya, Sultanahmet, Yerebatan

İstanbul şehrinin iki kıtaya yayılmış ve tarih boyunca farklı birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olması, onu tarihi açıdan inanılmaz öneme sahip kılmıştır. Her tarih aşığının İstanbul'da görülecekler listesinde olması gereken 3 yapı ve bu yapıların her birinin kendine has bir çekiciliği vardır.

Sultanahmet Camii'nin güzel çini çalışmalarını görün, benzersiz Ayasofya'da Hıristiyanlık ve İslam görüntülerini yan yana görün ve büyüleyici Yerebatan Sarnıcı'nda yeraltında yürüyün. Bu üç yapı da aynı noktada, yani hepsini öğle yemeğinden önce ya da sonra  keşfetmek mümkün! Ayasofya ve Sultanahmet'e giriş ücretsizken Yerebatan Sarnıcı'na küçük bir giriş ücreti ödenir.

 

8-Galata Köprüsü'nde Günü Batırın

İstanbul'un insanı mest eden gün batımları var, bu yüzden mutlaka bir kez de olsa güneşi batırmadan İstanbul'dan dönmeyin. İster kaldığınız yerin balkonunda, ister boğazda olun, turuncu gökyüzü ve kanat çırpan martılarla büyüleneceksiniz. Gün batımını izlemek için en güzel yer, kuşkusuz balıkçı teknelerinin olduğu ve üç tarihi caminin muhteşem manzarasını görebileceğimiz Galata Köprüsü'dür.

Gün batımı saatine bakın ve Galata köprüsüne (veya gökyüzünün turuncuya ve mora dönüşmesini izlemek istediğiniz herhangi bir noktaya) biraz önceden gidin ve büyülenmeye hazır olun. 

 

9-Yedikule Zindanları'nı Ziyaret Edin

Hüzünlü ve trajik bir hikayesi olan ünlü Yedikule Zindanları, Sarayburnu'ndan Bakırköy'e giden sahil yolu üzerinde bulunmaktadır.  II.Teodosios tarafından 413-439 yılları arasında yaptırılmış olan kuleler ilk başta sadece dört kule ve sütundan oluşurken, İstanbul'un fethinden sonra Osmanlı İmparatorluğu üç duvar daha inşa ettirdi ve bugünkü halini alarak ünlü yedi kule zindanı oldu.

 

10-İstanbul'un Arkeoloji Müzelerine Göz Atın

Dünyanın en büyük klasik antika koleksiyonlarından birini sergileyen Arkeoloji Müzeleri, İstanbul'un turistler tarafından sıklıkla kaçırılan gizli mücevherlerinden bazıları. Arkeoloji Müzesi, Eski Şark Eserleri Müzesi ve İslam Eserleri Müzesi, İstanbul'un Eminönü semtinde kümelenmiş üç müzedir. Her biri kendi benzersiz koleksiyonuna sahip olup, bölgenin tarihi hakkında biraz daha fazla şey öğrenmek için harika yerlerdir.Buraya giriş ücretli olsa da müze kartı olanlar ve öğrenciler için ücretsizdir.

 

11-Gülhane Parkı'na Gidin

Bu her rehber kitabında olmayabilir ama Gülhane Parkı'nda gezmek ve hatta piknik yapmak İstanbul'daçok bilinen bir aktivite olmasa da harika bir zaman geçirme seçeneğidir. Yerel bir pazardan biraz meyve, içecek ve peynir alın ve parka gidin.

 

12-Tarihi Haydarpaşa Garını Unutmayın

Kadıköy rıhtımda bulunan tarihi Haydarpaşa Tren Garı'nın yapımına II. Abdülhamit döneminde, 30 Mayıs 1906 tarihinde başlanmıştır. İki Alman mimar ve 1500 İtalyan taş ustasının iki yıllık çalışması sonucu 1908 yılında hizmete girmiştir. Padişah III. Selim, kendi adını taşıyan Selimiye Kışlası’nın yapımında çok emeği geçen Haydar Paşa’ya jest olarak, bu binanın bulunduğu semte ve civarına Haydarpaşa denmesine karar vermiştir. Dolayısıyla gar binası da Haydarpaşa adıyla anılır olmuş. Haydarpaşa Garı, İstanbul'un Anadolu Yakası'nda ve Kadıköy Merkeze çok yakın bir konumdadır. İçini ve dışını gezmek tamamen ücretsiz. 

 

13-Theodosius Dikilitaş'ında Şaşırın

İstanbul’un en eski anıtları arasında yer alan Obelisk’in Roma İstanbul’una taşınma hikayesi, MS 4.yy’a dayanır.  Konstantinopolis’i başkent yapan İmparator Konstantin’in oğlu 2.Constantinius, Dikilitaş’ı İskenderiye kentine getirtti. Bazı tarihçilere göre amacı İstanbul’a taşımaktı fakat başaramadı, bazılarına göre ise amacı zaten oraya dikmekti.

İstanbul’a kim tarafından, ne zaman ve nasıl getirildiği tam olarak bilinmese de rivayetlere göre İmparator Julianus’un, 200 tonluk bu eser için özel gemiler inşa ettirdiğini ve Dikilitaş’ın bu şekilde İskenderiye’den İstanbul’a getirildiğini yazar. 

 

Bütün bunları kendiniz canlı şekilde görmek ve deneyimlemek isterseniz İstanbul uçak biletlerinizi ayırmanız ve sadece iyi bir plan yapmanız yeterli. İstanbul'a, Türkiye'nin her yerinden, yılın 365 günü uçak bileti bulmanız mümkün.